Patici Anne | Blog

Acımadı kiii :)

Bir avaz bile değil ayol...

Bak şimdi, banane senin doğum hikayenden falan deme çünkü insan o anda her bi şeye ihtiyaç duyuyor vallahi... Çoooook değişik, karmaşık duygular, hepsini aynı anda yaşıyosun, en önemlisi merak, acaba nasıl olacak:):) az bekle işte kızım az sonra gelecek daha doğmadan en sevdiğin, yooo kimseyi duymadım o anda, NST den başka :=)

Şimdi olay şöyle başladı benim için;

İstanbul’ da hiç bu kadar kar görmemiştim, o sabah uyandığımda hafif bi ıslaklık vardı, ‘’ suyum geldi ’’ tabirini duymuşsunuzdur hepiniz, ben de duydum ama nasıl bi şey olduğunu bilmediğimden mütevellit bi kal geldi. Dedim ki bu kuzu bu gün gelir falan, bu kar manzarasını da bi daha bulamam, kalk dedim Dudu’ ya fotoğraf çekimi yapıcaz. Giyindim, makyajımı yaptım, çıktık bahçeye, Ezo’ yu da aldık, güzeeeelce hopladık zıpladık, kar topu oynadık, çok güzel fotolar çekindik yaklaşık 2 saat :)=)

Sonra eve geldik, bi kız arkadaşıma bahsettim telefonda su olayından, aman Allah’ ım bi panik, bi azar; ‘’ Kızım deli misin kalk git hastaneye, aa kız doğuracak hala fotoğraf derdinde’’ falan derken dedim bi bildiği vardır, benden büyük ve doğum yapmış daha önce ( Bu arada kendisi de e- bebek’ te alışveriş yaparken 8 cm le hastaneye gitmiş bi insan :=))))) ) Neyse eşimi aradım, toplantıdayım dedi, neyyyy dedim, arkadaşım belki doğuruyorum burda ( Tabi az önceki çekimden bahsedilmiyo , ah kadınar ah ...) Ama çok önemli toplantıymış, ihaleymiş falan, çocuk belli ki kısmetiyle geliyor. Neyse zor bela geldi, Ataşehir Memorial’ a gttik, sevgili doktorum Tolga Ergin yok, nöbetçi bir dr muayene etti beni, etmeyeydi iyiydi :=). NST normal, gelen giden yok, eve gidin dedi, ay benim moral bi bozul,bi bozul, ne kadar da heveslenmiştim bu gün doğururum diye. ( Zate o son 3 aylık dönem geçmemişti bana, acaba ne zaman doğacak diye az bozmuştum kafayı. )

Neyse geldik eve, bu arada eşim sağolsun :=) Zatebn o hastaneyi seçmemizdeki neden şu kısa cümleyle oluverdi ‘’ Memorial’ a git, ofise yakın. ‘’ olay bu yani :=) Beni eve akşam saat 7’ de bıraktı, ya ben daha arabadan ikinci ayağımı atmadan gaza bastı resmen, o ne ihaleymiş karrşiim. Dudu da Pıtır esereklisini veterinere götürdü ( Son 2 aydır her akşam yemeği ve sofrayı hazırayıp veterinere gitti, gece saat 03:00 sularında anca dönüyodu eve, serumlar, iğneler, tahliller, flmler falan :/, gündğzleri evin işi, bahçe bakımı, köpeklerin bakımı hamile kadının bakımı ve her türlü dert dinleme gaz alma işi de ondan sorulurdu, ne yapsam hakkını ödeyemem. Kız resmen evlendi kurtuldu :=). )

Ben de uzandım salonda tabisi de Avrupa Yakası’ nı açtım ( 6. Kez baştan izlediğim ve de bi o kadar daha izleyeceğim ama asla bıkmayacağım, beni besleyen, efsane bi şey işte benim için. ) Öoraller sıfır, ha bire ‘’ aman sen de doğurmıcaktın ne diye bizi getirttin’’ falanlar, aaa gelmeyin üstüme valla doğurmam hee... Uyku gitti tabi bende, eşim gece kaçta geldi bilmiyorum ama Dudu’ nun saat01:30 gibi geldiğini duydum. Bu arada odama çıktım yatıyorum, Avrupa Yakası devam :) . birden bire bi ıslaklık hissettim ama bu nasıl desem valla bildiğin yatağa kaçırdım, şimdi söyleseeem mi söylemesem mi diye bi düşünürken bi daha bi kaçırdım, kalktım camdan baktım, niyeyse işte ben de bilmiyorum.

Valla öyle bi heyecan ve tuhaf bi duygu ki, o anda evi süpürsem anlarım kendimi =). Biraz dolandım sonra eşimi uyandırdım, bana söylediği ilk şey ‘’ Emin misin bu sefer ‘’ vallahi cırlarım heee. Gittim Dudu’ nun yanına zabvallım ağzı açık uyuya kalmış, Pıtır beni yatağa yaklaştırmaz, dişlerini gösterir, hamile kadına yapılır mı ama... Seslendim; ‘’ Ablaaa kalk gidiyoruz’’ ses yok, ‘’ Ablaaa hadi uyan ‘’ ses yok, ‘’ Ablaa suyum geldi, doğum yaklaştı. ‘’ Bismillah üstüme o nası bi kalkış arkadaşım deli misin, şuracıkta doğuruvericektim korkudan. Zaten uzun zamandır hazır olan ve arada güncellenen çantamızı da aldık, evden çıktık ( Bu arada benim beyim :):):) bi şık giyinmiş, sebebi de; sabah 08.00 da toplantısı varmış, ay güliiim mi ağliiim mi ? )o da ne , araba görünmüyor, karlar altında, yarım saat de arabayı temizledik falan, nihayetinde saat 04:00 ‘ da hastanedeydik. Allah’ ım ben vazgeçtim doğurmıcaaaam, o nasıl bi heyecan, elim ayağım buz, n’apıcanı bilemeyen bi sayko gibiyim resmen. Yavaştan yavaştan sancılarım başladı, tabi hastane odasında bir hamile manyak kadın eşine ve ablasına sarmıcak da kime sarıcak, en son hüngür hüngür ağlıyodum ve aynen şunları söylediğimi hatırlıyorum; ’’ Bak şimdi ben bi daha ne zaman doğurucam, ağlamaktan gözlerim şişti, yüzüm düştü nasıl çıkacak o fotoğraflar, hadi alın zamanı geri ağlattınız beni’’ gibi bi takım saykolojik cümleler... Neymiş efendim o NST bozukmuş, sevgili eşim o kadar acıyı çekip de nasıl böyle sakin kaldığıma bu şekilde bi yorum getirdi, değil canım o NST bozuk falan değil, kadınlar acıya dayanıklıdır. ( Ayrıca da korkmayın o kadar acımıyo, adet sancısının biraz daha şiddetlisi. )

En sonunda doktorum geldi sabah 07:00 da, az daha dayan sonra epidural yapıcaz deyince bana bi rahatlama geldi. Ama o da ne, ikramlıkları koyacak tabaklar hazır değil ( Bu arada ablam bir organizatör... ona bakarsanız eşim de mimar ama süpürgeliklerimiz 4 yıldır takılmayı bekliyo :=). ) AVM ler açılır açılmaz eşim de ablam da sunumluk almaya gittiler, bence benden kaçtılar, hee bir de ben niyeyse kar botu istedim onu aramışlar deli gibi. ( Ben niye mi istedim, e canım kar yağıyo ya dışarda :) Ya buna çok güldüm işte, sanki yok ve de o aciliyet niye, işte siz siz olun he deyin her dediklerine o anda. Canım annemle diğer kız kardeşim geldiler yanıma onlar gidince ve o da ne; böyle zamanlarda insan bi afallaşıyo sanırım. ANnem de demez mi '' Ben bi sağlık ocağına gideyim de ilaçlarımı yazdırayım. '' haydaaa, tam sancılarımın en şiddetlendiği noktada eşim, annem ve ablam da yanımda yok. ( E kızım sen yolladın ya kar botu aldırmaya, bi de neymiş sunumlukmuş. E bu insancıklar neyde yicekler o macaronları, çikolataları? )

O anda boynuna atlamak istediğim anestezi uzmanı geldi ve sakince epiduralimi yaptı veeeee dünya varmış arkadaşlar. Saat 10:30 da epidural aldım ve saat tam 13:30 da doğumhaneye indim. Burayı gayet kısa kesicem çünkü olay aslında çok basit; doktorum ve de yanımda bulunan hemşireler, ebe her kimse, ne dedilerse harfiyen yaptım, kendimi tamamen onlara bıraktım ve son derece rahat bir şekilde normal doğumla sevdiğimi kucağıma aldım saat tam 14: 12 ‘ de. İlk görüşte aşık oldum... Sonsuz şükür...

Öyle filmlerdeki gibi çığlıktır efendime söyliiim bağırmadır falan yoktu yani hiç. Gereksiz panik yok, saçma sapan düşğnce yok, tekodaklanacağınız şey az sonra Allah’ın izniyle sağlıkla kucağınıza alacağınız beeğiniz ve sonrasında gelen çocuklu hayat, mutlu hayat hayalleri...

Lahusalık sendromunu bi ara yazarım,öyle ki elim gitmiyor yani. Ama süt artırma ve beslenme konusunda naçizanne bi şeyler anlatmıştım, bi tık şurada.

Sevgiyle kalın, iyi anneler olun, iyi çocuklar yetiştirin, kitap okuyun okutun, sevdirin işte, onları suçlayıcı, aşağılayıcı söylemlerden uzak durun, bütün sorularına cevap verin, onlara zihinlerinde olumsuz kalacak şeyler yaşatmayın, elinizde olmayanlar Allah' tan tabiki. Ne olursa olsun çocuklarınıza asla şiddet uygulamayın, çok zorlandığınız noktada kendinize uygulayabilirsiniz =) ... E n’apcan çocuğa mı vurucan, ısır iki elini ya da bi dolap kapağını sertçe kapat falan, geçiyo yani, şey etme çok...

Paylaşmak güzeldir